Speech by Deputy Undersecretary, Ambassador Ali Kemal Aydın

TÜRKİYE-AFRİKA STRATEJİK ORTAKLIK VİZYONU
19 Aralık 2015, İstanbul

Sayın Büyükelçiler,
Değerli Akademisyenler,
Saygıdeğer Katılımcılar,

Türkiye-Afrika Düşünce Kuruluşları Birinci Zirvesi vesilesiyle aranızda bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığını, bu seçkin topluluğu bir araya getirdiği için kutluyorum.

Benzer etkinliklerin diğer Türk STK’ları ve akademik kuruluşlarınca başarılı bir şekilde düzenlendiğini biliyoruz. Düşünce kuruluşları özelinde düzenlenen bu gibi önemli faaliyetlerin, Türkiye’de ve Afrika ülkelerinde karşılıklı farkındalık ve ilginin artırılmasına ciddi katkılar sağlayacağını ve kıtayla ilişkilerimiz bağlamında önemli bir eksikliği gidereceğine inanıyoruz. Bu bakımdan bu toplantıyı da zamanlıca yapılan ve devamında büyük fayda gördüğümüz bir faaliyet olarak değerlendirdiğimizi konuşmamın başında belirtmek isterim. 

Değerli Katılımcılar,

Bugün Afrika birçok yönden, küresel sahnedeki ağırlığı giderek artan bir kıta olarak değerlendirilmektedir. Afrika’nın, coğrafi bakımdan dünyanın en büyük ikinci kıtası olarak 30 milyon kilometrekarelik alanı, zengin doğal kaynakları, insan kapasitesi ve insanlığın doğup tüm dünyaya yayıldığı zengin tarihi ve kültürel mirasıyla 21nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası sistem içerisinde daha etkin rol oynaması beklenmektedir. Bu bağlamda, uluslararası gündemde yer alan ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanması, demokratik ve çoğulcu yönetimlerin yerleşmesi, iklim değişikliği, yoksullukla mücadele, göç ve radikalizm konuları kıtanın da karşı karşıya bulunduğu başlıca meydan okumaları oluşturmaktadır.

Kıtanın uluslararası sistemde ön plana çıkmasında, Afrika ülkelerinin son yıllarda etkileyici bir büyüme, şehirleşme ve kalkınma trendi içerisine girmiş olmalarının etkisi büyüktür.

Kıtada demokratik yapıların giderek güçlenmesi, Afrika’nın siyasi ve ekonomik istikrarı ile küresel etkisinin artmasına katkı sağlamaktadır. Nijerya, Burkina Faso ve Tanzanya’da ahiren gerçekleşen seçimler ve devlet yönetiminin barışçıl bir şekilde el değiştirmesi bu minvalde takdire şayan son gelişmeler arasındadır.

Kıtada hepinizin malumu bazı yapısal sorunlar ve çatışma alanları varlığını sürdürmekle birlikte, Afrika halklarının büyük bir kısmı barış, istikrar ve refah istikametinde hızla mesafe almaktadır.

Tüm bu gelişmelerin farkında ve bilincinde olarak Türkiye, Afrika kıtasıyla ortak tarihi, ekonomik ve kültürel bağlara dayalı ilişkilerini stratejik bir alan olarak değerlendirmektedir ve bu ilişkileri geliştirme azmi ve kararlılığı içerisindedir.

Sayın Başbakanımız, Dışişleri Bakanımız olduğu dönemde 2010 yılında yaptığı bir konuşmada Afrika politikamıza ilişkin olarak Türkiye’nin gelecek yüzyıla yatırım yaptığını ifade etmiştir. Sayın Başbakanımızın bu sözleri, esasen, Türkiye’nin Stratejik Afrika vizyonunu özlü bir şekilde özetlemektedir.

Bu noktada Türkiye’nin Afrika vizyonunun temellerinin ne olduğuna kısaca değinmek isterim. Afrika vizyonumuzun temel bileşenleri, (i) Afrika kıtasında barış ve güvenliğin tesisine katkıda bulunmak; (ii) Afrika ülkelerinin ekonomik ve sosyal kalkınmalarına yardımcı olmak; (iii) bu amaçla, insani yardım ve kalkınma yardımlarının yanı sıra, yeniden yapılanma ve istikrarın teminine katkı sağlamak; (iv) ikili ilişkilerimizin eşit ortaklık ve karşılıklı fayda temelinde geliştirmek ve son olarak, bence en önemlilerinden bir olan, (v) halklarımız arasındaki bağları olabildiğince ilerletmektir.

Türkiye, kendi iç dinamiklerinin daha uygun hale gelmesi ve küresel sistemdeki dönüşümün de etkisiyle Afrika ile ilişkilerini 2000’li yılların başından itibaren insani diplomasiye öncelik veren dış politikası çerçevesinde geliştirmektedir.

Bu politikamız kıta ülkeleri ve kuruluşları nezdinde de yankı bulmuş, bu bağlamda Türkiye 2008 yılında Afrika Birliği’nin stratejik ortaklarından biri olarak ilan edilmiştir. Aynı yıl düzenlenen Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi ilişkilerimizi kurumsal bir yapıya kavuşturmuştur. Kasım 2014’te Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da “sürdürülebilir kalkınmanın ve bütünleşmenin güçlendirilmesi için yeni bir ortaklık modeli” teması altında gerçekleştirilen İkinci Zirvede ise Türkiye-Afrika ilişkilerinde geleceğe yönelik bir yol haritası ortaya konmuştur.

Değerli Katılımcılar,

Genel çerçevesini vermeye çalıştığım Türkiye’nin Afrika vizyonu bağlamında şimdi dört temel başlığa değineceğim: (i) güvenlik işbirliği (ii) kalkınma ortaklığı, (iii) ticari ve ekonomik ilişkilerimiz ve (iv) diplomatik ve kültürel bağların güçlendirilmesi.

Güvenlik ve kalkınma arasındaki kuvvetli bir ilişki bulunmasının bilincinde olarak Türkiye, Afrika ülkelerinde güvenlik ortamının iyileştirilmesine ve bu ülkelerin terörizmle mücadelelerine, ilgili güvenlik kurumlarıyla ikili işbirlikleri tesis etmek suretiyle katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, Askeri Mali İşbirliği Anlaşmaları vasıtasıyla Afrika ülkelerinin güvenlik ve savunma alanındaki ihtiyaçları azami ölçüde karşılanmaya çalışılmaktadır.

Türkiye’nin Afrika ülkelerine bu alandaki desteği çok taraflı platformlarda da sürdürülmektedir. Bu bağlamda ülkemiz, şiddete varan aşırıcılık ve terörün her çeşidiyle mücadeleye yönelik bir platform olması amacıyla kurulan Terörizmle Mücadele Küresel Forumu (TMKF) bünyesindeki Afrika Boynuzu/Yemen çalışma grubunun eş-başkanlığını yürütmektedir. Bu çerçevede, El Kaide, El Şebab ve Boko Haram gibi Kuzey Afrika ve Sahel bölgesinde faaliyet gösteren ve dini istismar eden terör örgütleriyle mücadelede bölge ülkelerinin kapasitelerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir.

Bu çerçevede, son yıllarda Sahel bölgesinden başlayarak Sahra Altı Afrika’da artmakta olan aşırıcılık ve radikalizmle mücadelede işbirliği alanları yaratmaya çalışmaktayız. Terörle mücadele kapsamında, BM barış güçlerine personel katkımız, Afrikalı güvenlik güçlerine EGM tarafından verilen eğitimlerin yanında, Diyanet İşleri Başkanlığımızca Afrikalı din adamları için radikalleşmeye karşı ortak bir din eğitimi müfredatı oluşturulması çalışmaları bağlamında eğitim ve bilgilendirme programları düzenlenmektedir.

Kalkınma ortaklığı, Türkiye’nin kıtaya yönelik stratejik vizyonunun en önemli bileşenlerinden birisidir. Yükselen donör ülke olarak Türkiye insani ve kalkınma yardımları alanındaki tecrübesine ihtiyaç duyan tüm ülkelerle paylaşmaktadır.

Kıta genelinde mevcut 14 koordinasyon ofisiyle Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) başta olmak üzere ilgili Bakanlıklarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız, hemen her Afrika ülkesinde eğitim, sağlık, tarım ve altyapı başta olmak üzere pek çok alanda, kapasite geliştirmeye yönelik projeleri yürütmektedir.

Afrika ülkelerine sağladığımız kalkınma yardımlarının ayırt edici özellikleri ise yardımlarımızın, insanların günlük yaşam kalitesini gözle görünür oranda iyileştirici, kapsayıcı ve sürdürülebilir olmalarıdır.

Kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik unsurlarını iki örnekle paylaşmak istiyorum.

Türkiye’nin Somali’ye yardımları, Afrika kıtasında şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz en kapsamlı yardım girişimidir. 2011 yılında ülkede yaşanan büyük kuraklık felaketiyle birlikte Türkiye, uluslararası toplumun dikkatini çekmek ve Somali halkı ile dayanışmamızı göstermek amacıyla Somali’ye yönelik kapsayıcı ve çok boyutlu bir politika hayata geçirmiştir.

Neden kapsamlı yaklaşım? Çünkü bir duvar inşa etmek bir ev inşa etmek demek değildir. Dört duvarı yapılsa bile çatı kondurulmaz ise duvarlar için harcanan emek ve kaynaklar boşa çıkacaktır. Bu bağlamda Somali’nin hemen her alandaki ihtiyaçlarını dikkate alan Türkiye; (i) ülkede ihtiyaç duyulan acil insani ihtiyaçlarını imkanlar ölçüsünde karşılanması, (ii) orta ve uzun vadeli kalkınma projelerinin hayata geçirilmesi, (iii) güvenlik güçlerinin eğitim ve donatımla desteklenerek ülkedeki güvenlik ortamının iyileştirilmesi, (iv) siyasi uzlaşı sürecinin desteklenmesi ve (v) Somali’nin uluslararası topluma sağlıklı bir şekilde entegrasyonu şeklinde özetlenebilecek bir politika izlemektedir.

Somali’ye yaptığımız resmi ve gayrıresmi yardımlar 400 milyon Doları geçmiştir. Bu yardımlar, yıllık bazda, Somali hariç diğer Sahra-Altı Afrika ülkelerine yapılan toplam yardımlarla hemen hemen aynı düzeydedir.

Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle kalkınma ortaklığının diğer güçlü yanı sürdürülebilirliğidir. Afrika ülkelerine sağlanan yardımların ülkelerin uzun vadeli ihtiyaçlarına cevap vermesine önem atfediyoruz. Ayrıca, evsahibi Afrika ülkesi ile hayata geçirdiğimiz projelerin tek seferlik olmayıp, yıllara yayılan ve yerel kapasite inşasını temin eden bir yapıda olmasına özen gösteriyoruz.

Bu bağlamda, bu yıl Ağustos ayı içerisinde ziyaret etme imkanı bulduğum Sudan’ın başkenti Hartum’daki Bahri Mesleki ve Teknik Eğiticilerin Eğitimi Merkezi güzel bir örnek teşkil etmektedir. 2013 yılından beri faaliyet göstermekte olan ve 2 milyon Dolar maliyetle ülkemizce inşa ve tefriş edilen bahsekonu merkez Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Çankırı Karatekin Üniversitesi ve Hartum Valiliği tarafından işletilmektedir.

Akademik idaresi Çankırı Karatekin Üniversitesi'nce yapılan merkezde mekatronik, elektronik, elektrik, turizm-otelcilik, bilgisayar, iklimlendirme ve soğutma, kaynak, mobilya dahil dokuz farklı alanda teknik eğitim verilmekte, kursiyerlere beceriler kazandırmaktadır. Bugüne kadar Sudan resmi kurumları ve özel sektörden 1500’ün üzerinde kişi eğitimlere katılarak merkezden sertifika almıştır. Merkez, Sudan ekonomisinin ihtiyaç duyduğu teknik eleman açığının giderilmesinde çok önemli bir rol üstlenmektedir.

Döner sermayeli bir yapıya kavuşturularak mali açıdan kendi kendine yeterli hale getirilen merkezden diğer Afrika ülkelerinin de istifade etmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. Bu sayede, kapasite inşası ve sürdürülebilirlik açısından örnek bir Türk kalkınma yardımı olan merkezin Afrika ekonomilerinin kronik sorunlarından olan kalifiye eleman ihtiyacının azaltılmasında pay sahibi olacağı değerlendirilmektedir.

Afrika ülkelerine sağlık sektöründeki yardımlarımızın da sürdürülebilir olmasına gayret ediyoruz. Bu bağlamda, her ikisi de ülkemizce inşa edilerek donatılan 150 yataklı Sudan’daki Nyala (Darfur) hastanesi ile Somali Mogadişu’da Ocak ayında faaliyete geçen 200 yataklı tam teşekküllü hastanenin idaresi Türk ve ilgili ülke makamlarıyla ortaklaşa yürütülmektedir. Bu sayede anılan hastaneleri gelecekte modern bir anlayışla yönetecek yerel personelin yetişmesine katkıda bulunulmaktadır.

Saygıdeğer katılımcılar,

Afrika ile Ortaklık Politikamız ve vizyonumuzun üçüncü önemli bileşeni ticari ve ekonomik ilişkilerimizdir. Afrika kıtası ile 2003 yılında 5,47 milyar dolar olan toplam ticaret hacmimiz, 2014 sonu itibariyle 23,4 milyar dolara çıkmıştır. Altı çizilebilecek bir husus da, ticari ve ekonomik ilişkilerimizin tek taraflı ekonomik kazanımlar/beklentiler üzerine şekillenmediğidir. Kıta ile kurduğumuz iktisadi ilişkilerde karşılıklı çıkarların uyumu önemsenmekte, özellikle Afrika ülkelerinin de yararına olacak şekilde istihdam yaratıcı yatırımlara ağırlık verilmektedir. Ekim 2015’te Financial Times’ta yayınlanan raporda, ülkemizin kıtaya yaptığı doğrudan yatırımların oransal olarak en fazla istihdam yaratan yatırımlar olduğu belirtilmektedir. Şimdiye dek Afrika’ya yapılan doğrudan yatırımlarımızın 6 milyar dolara ulaştığı hesaplanmaktadır.

Yerel istihdam yaratılmasına yönelik bu sıradışı katkısının yanı sıra Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle ticari ve ekonomik ilişkilerinin ayırt edici yönü, Avrupa ülkelerince de takdir edilen Türk KOBİ tecrübesinin Afrika’ya aktarılmasıdır. Afrika’da faaliyet gösteren Türk firmalarına yakından bakıldığında büyük çoğunluğunun küçük ve orta ölçekli işletmeler olduğu görülecektir. Bu firmalar tecrübelerini arazide doğrudan muhataplarına aktarmaktadır. Ayrıca, ülkemizce organize edilen ticaret fuarlarına ilaveten, Afrika Birliği ile ortaklaşa düzenlenen çeşitli etkinlikler ile Türkiye’nin KOBİ tecrübesi Afrikalı dostlarımızla paylaşılmaktadır. Zira Afrika ekonomilerinin sağlıklı bir şekilde gelişimi, istihdam yaratılması ve gelir dağılımındaki dengenin sağlanmasının ve genç ve kadın girişimcilerin desteklenmesinin, KOBİ’lerin genel ekonomi içerisindeki payının artmasıyla mümkün olacağını düşünüyoruz.

Diplomatik ve kültürel bağların kuvvetlendirilmesi, Afrika vizyonumuzun dördüncü önemli ayağını oluşturmaktadır. Bugün 39 Afrika başkentinde Büyükelçiliğimiz bulunmaktadır. Afrika ülkelerinin Ankara’daki Büyükelçiliklerinin sayısı da 32’ye ulaşmıştır. Diplomatik temsilciliklerin açılması, halklar arasındaki karşılıklı etkileşimin ilerlemesini de hızlandırmıştır.

Sadece toplumlar arasındaki etkileşim açısından değil, kalkınma ortaklığımızın da bir parçası olarak,  nüfus artış trendi yükselmekte olan ve nüfusunun çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu Afrika kıtasında eğitime de yatırım yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle ülkemizce Afrika’dan gelecek öğrencilere verilen burs sayısını son yıllarda ciddi oranda arttırdık.  Geçtiğimiz öğretim döneminde sadece Afrika ülkelerine 1.079 burs tahsis ettik. Ülkemizde halen burslu ya da kendi imkanlarıyla okuyan 5.400’ü aşkın (toplam 5.437) Afrikalı öğrenci genellikle tıp, mühendislik, mimarlık, öğretmenlik gibi ülkelerine geri döndüklerinde katma değer sağlayabilecekleri alanlarda eğitim almaktadır.  Ülkelerinin yönetim ve sosyo-ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacağını düşündüğümüz bu gençlerin Türkiye ile ülkeleri arasında toplumsal ve kültürel olarak bir köprü vazifesi göreceği de kuşkusuzdur.

Ortaklık anlayışına dayalı gelecek vizyonumuzun inşa edilmesindeki en önemli unsurlardan olan karşılıklı etkileşimin artırılmasında Türk Hava Yolları uçuşlarının rolü büyüktür. 2003 yılında Kıtada sadece dört noktaya uçan Türk Hava Yolları bugün yaklaşık 31 ülkede 44 şehre uçmaktadır. Bu destinasyon sayısı ile THY kıtada en çok noktaya uçan kıta dışı uluslararası havayoludur. Böylece, her yıl Türkiye ile Afrika arasında turizm, kültür, iş ve ticaret amacıyla karşılıklı olarak seyahat edenlerin sayısı milyon mertebesine ulaşmıştır.

Kıymetli Türk ve Afrikalı Akademisyenler,

Kalkınma ortaklığı, ekonomik işbirliği ve insani etkileşim boyutlarını kısaca sunduğum Türkiye-Afrika ilişkilerinin kısa zamanda kaydadeğer bir mesafe katetmesinin arkasında, her iki taraftan resmi yetkililerin, sivil toplum kuruluşlarının, iş çevrelerinin ve akademisyenlerin fedakar, cesur ve kararlı çalışmaları bulunduğunun altını çizmek isterim.

Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizin, siyasi, ekonomik, insani yanlarının yanı sıra, bilimsel ve akademik tüm boyutlarını gözönünde tutan kapsamlı bir yaklaşımla incelenmesinin ve sizler tarafından yeni fikirler ortaya konulmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu çerçevede, Türkiye ve Afrika’dan sivil toplum kuruluşlarının, akademik camianın ve düşünce kuruluşlarının arasındaki işbirliğinin derinleştirilmesinin çok faydalı olacağına inanıyorum.

ORDAF ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının önderliğinde düzenlenen bu etkinliğin baksekonu işbirliğinin derinleştirilmesi yönünde atılmış büyük bir adım olduğu kanaatindeyim ve müteakip etkinliklerin düzenlenmesini beklediğimizi ifade etmek isterim.

Esasen bu etkinlik, 2015 yılı içerisinde ülkemizin Afrika Ortaklık Politikasına ilişkin olarak düzenlenen beşinci etkinliktir. Dışişleri Bakanlığı olarak, bilgi ve tecrübe paylaşımı sağlayan benzer faaliyetlerin düzenlenmesinden ziyadesiyle memnun olduğumuzu vurgulamak isterim.

Sizlerin, Türkiye-Afrika Ortaklığı İkinci Zirvesinde kabul edilen ortak eylem planında da kayıtlı bulunan “Eğitim ve bilim alanlarında ortak faaliyetlerin gerçekleştirilmesi” hedefi doğrultusunda önemli bir misyonu icra ettiğinizi düşünüyorum.
 
Bu düşüncelerle, bu önemli etkinliğin düzenleyicilerine ve değerli görüşlerini bizlerle paylaşan, paylaşacak olan kıymetli konuşmacılara teşekkür ediyor, ülkemiz ile Afrika arasındaki ortaklığın daha iyi anlaşılmasına ve geleceğinin şekillendirilmesine katkı sağlayacağına inandığım bu etkinliğin başarılı geçmesini temenni ediyorum.

Teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.